BAR

Türklük Bilimi Araştırmaları

The Journal of Türklük Bilimi Araştırmaları is indexed by ULAKBİM-Sosyal Bilimler Veri Tabanı, MLA Modern Language Association, CSA Sociological Abstracts, LLBA Linguistics and Language Behavior Abstracts, EBSCO Academic Complete Search.

Son Sayılar

  • TAKDİM

    (32)

    18. YILINDA TÜBAR 

    Değerli Türklük bilimi gönüllüleri,17 yıldan beri aksamadan yılda iki sayı yayımlanan Türklük Bilimi Araştırmaları (TÜBAR), 32. sayıya ulaştı, 17 yaşını tamamladı.

    Türklük bilimi ve sosyal bilimlerin diğer alanlarında yayın yapan dergi sayısının çoğalması, son derece sevindiricidir. Fakat bu arada hakemli dergi olma şartlarını sürdüremeyen bazı dergilerin şartları kendilerine uydurmanın yolunu buldukları da gözden kaçmamaktadır. Herhangi bir alana verilebilecek en büyük zarar, yapılabilecek en büyük kötülük, ciddiyetsizliktir, işi sulandırmadır. Bu durum, Türkiye’deki bilimsel dergiciliğe karşı güven aşınmasına sebep olur. Söz konusu dergilerin yaptığı budur.

    Türklük Bilimi Araştırmaları (TÜBAR) ilk sayıdaki amatör heyecanıyla, teknik ve bilimsel bakımdan ulaştığı seviyeyi daha ilerilere taşımak isteyen profesyonel anlayışıyla yayınını sürdürecektir.

     Yazıların hakemden geçme sürecini biraz kısaltabilmek maksadıyla, yazı gönderecek olanlara, vurgulayarak belirtmek istediğimiz iki nokta var:

    1. İstenen şekil özelliklerini mutlaka yerine getirmeleri,

    2. Türkçe “öz” ile yabancı dildeki “öz”ün birbirine mutlak uyumu.

    TÜBAR’ın Yazı İşleri Müdürlüğü fedakâr arkadaşlarımız Doç. Dr. Hikmet Koraş ve Yrd. Doç. Dr. Ramis Karabulut tarafından yürütülüyordu. Bugüne kadar derginin düzenli biçimde çıkması için elinden gelen her türlü özveriyi göstermiş olan ve bundan sonra aynı ruhla çalışacağına inandığım aziz arkadaşlarımıza şükranlarımızı sunuyoruz. Bu görevi artık Prof. Dr. M. Fatih Köksal ve Doç. Dr. Salahaddin Bekki devralmışlardır. Hedefe yaklaşırken Sayın Köksal ve Sayın Bekki’den TÜBAR ailesi olarak, beklentimiz büyüktür. TÜBAR’ın önündeki hedef, aslında çoktan hak ettiği AHCI ve SSCI kapsamına girmektir. Kendilerine başarılar diliyoruz.  

    11 Kasım 2012- Ankara

    Nâzım H. POLAT

    32. Sayı/Issue
  • TAKDİM

    (31)

    Türklük Bilimi Uzmanlığı

    “Türklük bilimi”nin Batı dillerindeki karşılığı “Türkoloji”dir. Biz, bir dilin kendisiyle doğrudan ilgili bir terimi, kendi bünyesinden üretmesini istediğimiz için Türkiye’de “Türklük bilimi”ni tercih ediyoruz.

    Bir bilim dalı olarak Türklük bilimi, Avrupa’da başlamıştır. Aynı türden gayretlerin Türkiye’deki yegâne resmî temsilcisi, Darülfünun (İstanbul) ve özellikle burada kurulan Türkiyat Enstitüsü idi. Türkiye Cumhuriyetinin yeni başkentinde Türk Dili Tetkik Cemiyeti ve Türk Tarihi Tetkik Cemiyeti’nin yanı Ankara Üniversitesi bünyesinde Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi’nin kurulması, bu alandaki çalışmaları hızlandırmıştır.

    Türklük biliminin akla getirdiği çalışma alanı, ilkönce dil ve edebiyat, sonra tarihtir. Giderek zihinlerde büyük parça (dil ve edebiyat) sahanın tamamını sahiplenmiş ve üniversitelerdeki Türk Dili ve Edebiyatı Bölümleri, “Türkoloji Bölümü” olarak anılmıştır.

    Buna paralel olarak Türk Dili ve Edebiyatı Bölümlerinin ders programları da daraldıkça daralmış, bazı dersler birbirinin tekrarı hâline gelmiştir. Aynı şeyler, lisansüstü programlar için de geçerlidir. Adının çağrıştırdığı biçimde dil ve edebiyat dışına taşmayan derslerle, tarihten, sanat tarihinden, felsefe ve toplumbilimden, uluslar arası meselelerin terminolojisinden bile tamamen habersiz mezunlar kitlesi… Giderek Türk Dili ve Edebiyatı Bölümleri, ortaöğretime öğretmen yetiştiren kurumlara dönüşmüştür. Yani bu bölümlerin ilgi alanı olabildiğince daraltılmıştır. Hâlbuki yapılması gereken, ilgi alanının olabildiğince genişletilmesi idi. Bu anlamda tek olumlu gelişme, çağdaş Türk lehçe ve edebiyatları ile ilgili derslerin ortaya çıkmasıdır.

    Bugün Eğitim Fakültelerinin öğretmenlik mesleğini sahiplenme gayretlerinin resmî makamlardan da destek bulması, çok dar alanda yetişen Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü mezunlarını zor durumda bırakmıştır. İleride bu zararı, şahıslardan çok Türklük bilimi alanı çekecektir. Çünkü bu bilim dalına yönelenler, alacakları tahsil için yeterli donanıma sahip bulunmayan, vasıfsız kimseler olacaktır.

    Yapılması gereken, Türk Dili ve Edebiyatı Bölümlerinin ilgi alanlarını genişletmek ve gerçekten Türklük bilimi uzmanı yetiştirmektir. Hiç olmazsa büyük şehirlerdeki üniversitelerde bu mümkündür. Diğer üniversitelerde ise FARABİ Programı işletilerek aynı sonuca ulaşılabilir. Türk Dili ve Edebiyatı Bölümlerinin gerçekten Türklük bilimi uzmanı yetiştirmesi için, öğrencinin ERASMUS Programından yararlanması şartı da getirilebilir. Türk Cumhuriyetleri ve akraba topluluklar arasındaki öğrenci değişimine, Türklük bilimi uzmanı adaylarının tamamı katılabilecek ölçekte bir işlerlik kazandırılabilir. Bu da öğrencinin Azerbaycan ve Türkiye Türkçesi dışında en az iki Türk lehçesini öğrenmesi demektir. Fakat bu da yetmez. Tarih ve Uluslararası İlişkiler Bölümlerinin pek çok dersi, Türklük bilimi için elzemdir. Bu tür sertifikaları almış bir mezun, sadece öğretmenliğe mecbur olmayacak, kültür ve etnografya ile ilgili her türlü kurumda, uluslararası kuruluşlarda, Hariciye kadrolarında, medyada kendine yer bulabilecektir. Hatta dünya vatandaşı olabilecek biçimde yetişen Türklük bilimi uzmanları, uluslararası ticarette aranan eleman olacaklar, kendi işlerini kurabileceklerdir.

    Bu gelişmelerin doğal sonucu olarak Türklük bilimi, kısa müddet sonra, akranlarından daha donanımlı kimselerin yöneldiği bir alan hâline gelecektir. 19 Mayıs 2012- Ankara

    Nâzım H. POLAT

    31. Sayı/Issue
  • TAKDİM(30)

    Türklük Bilimi Araştırmaları, bu sayısıyla 16 yaşını tamamladı. 16 yıl içinde 336 bilim insanı tarafından toplam 550 makale yayımlandı (Bir kısmı Türk dünyasının bazı sorunlarıyla ilgili olan “Takdim”ler bu sayıya dâhil değildir). Bunlardan 27 tanesinde, iki veya üç imza var. Dergimizin toplam sayfa sayısı ise 9870’e ulaştı.

    Daha önce açıkladığımız gibi TÜBAR, Türklük Bilimi alanındaki her konuya ilgi duymaktadır. Çıkmasına öncülük edenlerin “Türk Dili ve Edebiyatı” alanından olması, dergimizi, Türklük Biliminin diğer kollarına karşı ilgisiz kılmamıştır. TÜBAR’ın ilgi dairesi; tarih, felsefe, toplumbilim, bilim tarihi, halkbilim, etnografya, dinler tarihi gibi sosyal bilimler yelpazesinin her tarafına yayılacak ölçüde geniştir. Ne var ki yayımlanan yazıların çoğu -doğal olarak- Türkiye’deki Türk edebiyatı ve Türkiye Türkçesi ile ilgilidir. Türkiye dışındaki Türk dili, edebiyatı, etnografyası ve tarihi ile ilgili çalışmaların büyük kısmı da Türkiye’deki bilim insanlarının araştırmalarıdır. TÜBAR’a, Türkiye dışında aynı alanlarda çalışan bilim insanlarının gayretlerinden de örnekler taşımak istemekteyiz. Fakat yazı sahiplerinin, “bilimsel metin oluşturma” konusunda, farklı bir gelenekten beslenmiş olmaları, inceleme (hakemlik) sürecinde tıkanmalara sebep olmaktadır.

    13. ve 27. sayıları “Türkçenin Öğretimi Özel Sayısı” olarak çıkarmamıza rağmen hâlâ bu alanda çalışan akademisyenlerden yazı akışındaki yoğunluk dikkat çekici seviyededir. Ancak söz konusu yazıların bir kısmı “Türkçenin öğretimi” hakkında değil, genel olarak “eğitim bilimleri” alanında değerlendirilebilecek cinstendir. Ayrıca bunların hacim bakımından da hayli kabarık oldukları görülmektedir. Bundan dolayı, sonraki sayılarda, bu tür yazılara çok sınırlandırılmış bir çerçevede yer verilebileceğini belirtmek zorundayız.

    Türklük Bilimi Araştırmaları, her sayısında bilimsel seviye çıtasını yükseltmektedir. İlerde bu seviyeyi daha yükseklere çıkaracağımıza inancımız tamdır.

    Daha güzel, daha olgun sayılarda buluşmak dileği ile…

    1 Kasım 2011- Ankara

    Nâzım H. POLAT

    30. Sayı/Issue
powered by negetics

GİRİŞ FORMU



ISSN 1300-7874