BAR

Türklük Bilimi Araştırmaları

TÜBAR (Türklük Bilimi Araştırmaları); ULAKBİM (Sosyal Bilimler Veri Tabanı), MLA (Modern Language Association), CSA (Sociological Abstracts), LLBA (Linguistics and Language Behavior Abstracts), EBSCO (Academic Complete Search) ve UPD (Ulrich's Periodicals Directory) dizinleri tarafından taranmaktadır.
Anasayfa Çağrılar
Takdim 27 PDF Yazdır e-Posta

Türklük Bilimi Araştırmaları’nın 13. sayısı (2003 – Bahar) “Türkçenin Öğretimi Özel Sayısı” olarak yayımlanmıştı. Aradan geçen yedi yıl içerisinde Türkçenin sorunları farklılaşmaksızın devam etti. Bunları tek kavramla ifade etmek istersek, “küreselleşmenin dayatmaları” diyebiliriz. Tekelleştirilerek yönetilen kürenin içerisinde, insanoğlu küresel sosyal ilişkilerin bir parçası oldukça daha da pasifleşmek durumunda kaldı. Küresel ilişki ağları, tek bir örümceğin ağına benzetilebilir; yapışkan ve bağlayıcı.  Kürenin her bir köşesindeki her bir hareketimiz, bu örümcek ağı tarafından kontrol ediliyor gibi. İsteyen bunu “paranoya” diye görme miyopluğu ile övünsün / oyalansın. Biz gelelim bu tablonun dille ilgili tarafına.

Ayrıntılara gömülmeden bakabildiğimiz ölçüde, bu gücün, her türden kültür öğesine taşıyıcı olan dil alanında da bulunduğunu görebiliriz.

Milletlerarası ilişkilerin zorlaması, mevki sahiplerinin direnme gücü ve niyetinden yoksun oluşu, Türkçe aleyhine bir tabloyu önümüze koymuştur. Türkiye’de Türkçenin hukukî bakımdan hâkimiyeti, bizzat TC Hükümeti tarafından sonlandırılmıştır. Karamanoğlu Mehmet Bey’in ruhu incitilmiştir.

Tablodaki karalık, ruhlarda karamsarlık yaratmamalıdır.

İnsan iradeli bir varlıktır. Yeni şartlara uyum sağlar, onları kendi lehine değiştirmenin yollarını mutlaka bulur.

Öte yandan Türkçe yayın faaliyeti hızını ve çeşitliliğini her gün daha üst seviyeye taşımaktadır. Tanzimat yıllarına kadar iletişim vasıtası büyük ölçüde şiir olan Türkçe, bu tarihlerde nesir kanadını da güçlendirmeye başlamıştır. Bugün artık taşıyıcı kanat nesir ve bilhassa romandır. Bu son derece sağlıklı bir sonuçtur. Sadece 2009’da yayımlanan yeni roman sayısı (238) bile, romanla tanışıklığımızın 100. yılında ulaştığımızdan daha fazladır.

Türkçenin öğretimi tarihini 1850’den ileriye götürmek için ikna edici fazla malzeme yok. Ancak Türkiye’deki üniversitelerde “Türkçenin Öğretimi” bir akademik mesele olarak 1982’de ele alınmaya başlanmıştır. Bugünkü açmazları, sıkıntıları ne olursa olsun, bu bölümler bir müddet sonra Türkçenin bir dünya dili olması için gerekli bilgi birikimini sağlayacaktır. 13. sayımızla elinizdeki sayının çeşitlilik açısından karşılaştırılması bile, Türkçenin öğretimi konusunda alınan mesafeyi gösterebilir.

Türkçe, sadece Türkiye coğrafyası ile sınırlı değildir. Uzak Asya ve Transkafkasya'dan Avrupa'ya ve Sibirya'dan Akdeniz'e kadar çok daha geniş coğrafyalarda şiveleri bulunmaktadır. Bundan dolayı “Türkçe öğretimi”nin bir yandan Türkiye, diğer yandan Türk soylular ve yabancılar için üç ayrı çerçevesi vardır. İlk iki çerçeve, Türkçenin ortak yazı diline varması içindir. Bu sayıda, birinci çerçeve (Türkiye’de Türkçenin öğretimi) konusunda küçümsenemeyecek bir birikim oluşturulduğunu söyleyebiliriz. Fakat aynı şeyi ikinci ve üçüncü çerçeve için söylemek, iddialı olur. Dolayısıyla bu bahsin bir başka özel sayıya kaldığını kabul etmeliyiz.

Bütün bunlar tek cümle ile özetlenebilir:

“Ses bayrağımız” Türkçemiz, yükseliyor, yükselecek!

Dergimiz, Türklük Bilimi Araştırmaları da aynı hızla ilerliyor. 24. sayıya kadar sadece Sosyal Bilimler Veri Tabanı (ULAKBİM) tarafından taranırken 25. sayıda uluslararası Modern Language Association (MLA) dizinine de girdi. 26. sayıda uluslararası bilim çevrelerinde önemli itibarı bulunan Academic Complete Search (EBSCO)’ün listesine alınarak tam metin halinde taranmaya başladı. 27. sayıda uluslararası Sociological Abstracts (CSA) ve Linguistics and Language Behavior Abstracts (LLBA) adlı iki dizine daha girdiğini müjdeleyebiliyoruz. Böylece Türklük Bilimi Araştırmaları, beş dizin tarafından taranır oldu.

Dergimizi bilim hayatının en üst seviyelerine taşıma gayret ve yükümlülüğümüz devam ediyor.

Sizlere daha güzel ve daha olgun sayılarla ulaşabilmek dileği ile...

15 Nisan 2010- Ankara

Nâzım H. POLAT

Editör


 
ISSN 1300-7874